Ana Sayfa » BEKİLLİ » Denizli Bekilli Yöresi Kelimeleri / Ağızları

Denizli Bekilli Yöresi Kelimeleri / Ağızları

Denizli Bekilli Yöresi Sözcükleri / Ağızları:

Abıla:
Abla

Alacagergen:
Kargaya benzeyen bir kuş.

Alama:
Bir insanın 50-60 mt fırlatabileceği kadar büyüklükteki taş parçası.

Anıniçi:
Onun için

Anaç:
Karşı, karşı taraf.

Anık:
Tarla sınırı.

Apabbak:
Kar gibi beyaz.

Aşıraşı:
Aşure

Avgan:
Çeşitli kullanımlar amacıyla yağmur suyunun toplandığı 3-4 mt. çapında, 5-6 mt. derinliğinde çukur.

Balambırt:
Bir çeşit meşe meyvası.

Bandırma:
İri beyaz üzümün kurutulmuşu.

Bedirek Çıbığı:
Beylece (Üzüm çeşidi)

Belesbit:
Bisiklet

Besdel:
Betmezine.baraba.gaynadılan.gavın.karpız.gabığı

Bezdirme:
Yeni pişirilmiş kalın ve sıcak yufkanın yağlanmış hali.

Bırtlak:
Buruşmuş

Bobacca:
Papatya

Bobuç:
Ayakkabı

Boduç:
Testiden küçük tek kulplu toprak su kabı.

Bodüye:
Önlük

Boğsalamak:
Hırpalamak

Börtlemek:
Sıcaktan pişmek.

Bunar:
Pınar

Buymak:
Üşümek.

Bütme:
Ispanak, kabak, yumurta gibi çeşitleri olan bir çeşit saç böreği. Gözlemenin daha içli dolusu.

Cavırın Gızanları:
Gavurun çocukları.

Cırcır:
Fermuar.

Cırdatan:
Büyük şehirlerde “çeri” olarak tabir edilen küçük boy domates.

Cızdırma:
Üzümün saçta kavrulmuşu.

Cibire:
İncir küspesi.

Cingendonu:
Zırlangıç çeşidi.

Cirlek-Cırlak:
Çabuk ağlayan.

Culluk:
Küçük çukurlara top katmaya dayanan bir çocuk oyunu.

Çağıl:
Arazi sınırlarındaki taş yığını.

Çakıldak:
Olgunlaşmamış.

Çatlı:
Dikenli bir maki türü.

Çatalaç:
Çatal ağacın evrilmiş hali. Sapanın lastik kısmın bağlandığı ve lastiği germeye ve nişan almaya yarayan bölüm.

Çekişci:
Küçük bir kuş türü.

Çırçır:
Ağustos böceği.

Çıtlık:
Odunu sert bir ağaç türü. Özellikle çatalaç yapımına çok uygundur.

Çiğil:
Bir atımlık sapan taşı.

Çilbir:
Kırbaç gibi ince ağaç dalından yapılan değnek.

Çilimbirti
Zayıf, ince.

Çinnibaşı
Omuz.

Çobanalmaz
Kavun türü.

Çokak:
Bağ kütüğü.

Çokaşmak:
Toplanmak. Çoklaşmaktan evrilme.

Çöğdürmek:
Sıvının basınçlı bir şekilde fışkırması. Özellikle işemek karşılığı olarak kullanılır.

Çöğür:
Bitki dikeni.

Çömçekleme Çomçaklamak:
Yemek yerken büyük lokmalarla yemek.

Çönmek:
Çömelmek.

Çulluk:
Kuş türü.

Dağar:
Özellikle üzümün içine konularak suyunun sıkıldığı geniş leğen.

Dakıdakıvemek:
Yumruklamak. Çenesine çenesine vurmak

Dakılmaç:
Kovalamaç. Bir tür çocuk oyunu.

Darı – Darı Gavırgası:
Mısır – Patlamış mısır.

Dedem Sakalı:
Bir ot türü

Depit:
Kalın açılmış yufkadan yapılan nohutlu ve ekşili bit yemek türü.

Dığan:
Odun ateşinde kullanılan büyükçe kulpsuz tencere.

Dilganadan:
Isırgan Otu.

Dilki Guyruğu :
İri beyaz bir üzüm çeşidi.

Dingildemek:
Ayakta dikilmek.

Dişi galik:
Kadın.

Dolak:
Atkı.

Doluyudoluyuvemek:
Herhangi bir sopayı hızlı hızlı vurmak.

Doma:
Ucuna metal saplanmış ve yere doğru olan kısmı sivriltilmiş tahtanın (topaç) iple döndürülmesine dayanan
oyun.

Döğüs:
Deyyus

Döşşek:
Yatak veya kaba şeyler

Duluk:
Yanak

Düğlek:
Kavun

Dürülgen:
Lahana

Ebembil:
Ebabil

Ekliyiekliyvemek:
Dakıdakıvemek ya da doluyudoluyvemek benzeri bir eylem türü.

Elçikle Makro:
Ne anlama geldiğini benim de bilmediğim ama oyuna başlamadan önce sayışırken kullandığımız bir tekerleme.

Enteri:
Elbise

Esgi – Urba:
Elbise

Eskiyümek:
Çamaşır yıkamak

Eşşencavırı:
Eşeğin gavuru anlamında küfür.

Eyef:
Eygoz (Tam isabet)

Eyne:
Farkıt (Bir cin türü.)

Fıltak:
Yumuşamış.

Fışgırık:
Sürgün, filiz.

Fıydınnı:
???

Fodduk:
Ağacın taze sürgünlerinden yapılan düdük.

Gabazeyin:
Kaba zihin, zeki olmayan kişilere denir.

Gabba:
Orospu.

Gadınbarma:
Kadın parmağı, siyah ve iri bir üzüm türü.

Ganat:
Kanat; merdiven.

Gancıklamak:
Özellikle oyun oynarken yan çizmek, hile yapmak.

Gandak:
Dönümden küçük arazi parçası.

Ganyaşı:
Yabani bir ot türü.

Gapbadinni:
Kahpe dinli.

Garabadılcan:
Kara patlıcan, patlıcan.

Garabuna:
Kara pınar.

Garagatmaç:
Kar ve pekmezle yapılan kış tatlısı.

Garakela:
İri bir kertenkele türü, keler.

Garaörtü:
Toprak dam.

Garazine:
Zararlı ve kötü insan.

Gargabeyni:
Yoğurt ve pekmezle yapılan bir tatlı türü.

Garnıgara:
Börülce

Garık:
Tarlada, bağda bir sıra.

Garik:
Artık

Gasdancık:
Mahsusdan.

Gaş:
Kaş; raf.

Gatibek:
Kesinlikte, kat-i surette.

Gatma:
Katmer, bütmenin bol yağlısı.

Gatma Bayramı:
Ramazan bayramı.

Gavıllaşmak:
Kararlaştırmak

Gavata:
Kutu

Gavıt:
Leblebi tozu

Gavırga:
Kavrulmuş.buğday

Gavun:
Düğlek, bostan

Gayarlamak:
Küfür etmek.

Gayış:
Kayış, kemer.

Gayışgulak:
Çocuklara söylenen biraz küfürümsü ve zarlamalı bir seslenme sözü.

Gedik:
Sokak, sokak aralığı.

Gelin Üzümü:
Adı üstünde bir üzüm türü.

Geme:
Fare

Gevrek:
Simit

Gıncırgaç:
Eskiden genç kızların üzerine bellerinden ardılarak binip, döndürerek inip çıkmak suretiyle turaladıkları büyükçe bir çeşit tahteravalli benzeri düzenek.

Gıdırik:
Gıldak, Kadınsı davranışları olan erkek.

Gıldırgıldır:
Gıcır gıcır, eldeğmemiş, yepyeni. (Len keşifin düggene bi sırçala gelmiş, gıldır gıldır.

Gınmak:
Özellikle sırça oynarken sırçayı oyuna başlamak için bir yere koymak, dikmek.

Gınıkmak:
Gırmızı Badılcan,Kırmızı patlıcan, domates

Gırmızı Göynek:
Kırmızı gömlek, kızamık.

Gıynız:
Boynuz.

Gıypmak, zıypmak:
Bir yerden kaymak.

Gızan:
Kızan, çocuk.

Gızıları:
Kızıl arı.

Gidiş:
Sille

Gidişmek:
Kaşınmak

Gocadon:
Pantolon

Gossamak:
Boğanın inekle çiftleşmesi.

Goşma :
Toprak damlı evlerde topraqk örtüyü tutan birbirine paralel sıralı uzun kalaslar.

Gökgömedik:
Aç gözlü.

Göv:
Gökyüzü

Göynek:
Atlet, fanila.

Gözer:
İri delikli büyükçe elek.

Gulugulu:
Hindi

Gurilla:
Kolera

Gusgun-Gusgunnu Pontur:
Askı, askılı pantolon.

Guş Üzümü:
Kuş üzümü.

Guşyiyen:
Akbaba

Guyruklu:
Kuyruklu akrep.

Gübürt:
İrili ufaklı parça, toz, pislik

Güccükdon:
Kilot.

Güğüm:
Büyük su kabı.

Gümnü:
İçinde yiyecek ve içecek saklanan toprak testi.

Gündöndü:
Ayçekirdeği

Hamaşmak:
Sarılmak.

Hengame:
Toplu oyun eğlence

Hanay:
Üst kat, evin üst katı.

Hangı / Hangnda / Hangırda:
Hangi / Hangisinde / Nerede

Haranı:
Tencere

Harım:
Bahçe duvarı

Hayat:
Evin odalarının açıldığı, üç tarafı kapalı bir tarafı açık ev bölümü.

Hıyallamak:
İspiyonlamak

Hongala:
Oyunda kullanılan yuvarlak taş.

Horata:
İtekleşme sırasında yanlışlıkla, istemeden karşı tarafa zarar vermek, yaralamak.

Horazdaşşa:
Bir üzüm türü.

Höngü / Höngünde / Höngürde:
Şu / Şunda / Şurada

Hörü:
Huriye

Ilbık:
İbrik

Iradıya:
Radyo

Iralanmak:
Salınmak

Isgıran:
Hamur kazımak için kullanılan bir spatula.

İlan:
Yılan

İlisdir:
Süzgeç

İliyen:
Leğen

İmirsecik:
İmisce, sinsice.

İmis:
Sinsi

İpacı:
İp ağacı, halı dokunurken kullanılan tezgah.

İriüzüm:
Beyaz üzüm türü.

İsbirte:
Kibrit

İssi:
Sıcak

İteği:
Üzerinde hamur işleri yapılan geniş örtü.

İtekleşmek:
Dalaşmak, kavga etmek.

İzzik:
Çok az

Kangıllamak / Gangıllamak:
Hoplamak / zıplamak.

Kapı Sövesi:
Kapının kenarı.

Kaydırak:
İnce ve geniş (taş)

Kaykı:
Sertleşmiş

Kekeç:
Kekeme

Kelemne:
Bakımsız tarla.

Keleter:
Üzüm taşınan sepet.

Keltek:
Bakımsız, kötü durumda.

Kemirtek:
Olgunlaşmamış

Kemire:
Bakımsızlıktan oluşan kir tabakası

Kenger:
İçi yenilebilen açık eflatun renkli bir diken türü.

Keranacı:
Çarpmak,vurmak

Kındım:
Telli çalgı (mandolin)

Kısdı:
Mandal

Kirkit:
Halı dokunurken ilmekleri sıkılaştırmakta kullanılan alet.

Kokane:
Süslü kadın.

Köfün:
Hayvanla üzüm taşınırken kullanılan derin sepet.

Köle:
Kaynatılımış buğday ve nohut.

Köpekgötü:
Kuşburnu

Kumpur:
Patates

Kunaklamak:
Bkz. çömçeklemek, çomçaklamak.

Kupa:
Bardak

Lanca:
Varil, geniş ve derin bidon.

Lavara:
Yerel geyik

Laylom:
Naylon

Lokurdak:
Üzüm cinsi.

Lömlömaşı:
Garabadılcan, bübe, soğan, azsarmısak, domatiz, patatiz, zeytinyağ asımın dam ve Lavararacıların garışımı

Lüpletmek:
Hemen bitirmek. (Yemek için kullanılır.)

Malikanbezi:
Amerikan bezi.

Manaylı:
Kuş türü.

Mancar:
Pancar

Marmar:
Taş bilya

Mayasıl:
Hastalık türü

Mayma:
Talan etmek.

Mevlana Külahı:
Üzüm cinsi

Mıh:
Çivi

Mıhsıçtı:
Cimri

Mısdan:
Özel bir kişi lakabı. (Bakımsız ve özensiz kişiler için kullanılır.)

Mindomikis:
Çocuk oyunu

Minten:
Gömlek

Mizmal Etmek:
Kötü kullanmak

Müsdemel:
Kullanılmış

Nacap:
Nasıl

Naha Gırannıkla:
Tuh size anlamında.

Nefene:
Sonradan olan ve mevsimindeki olgunluğa erişemeyen ikinci ürün üzüm.

Nişliyyon:
Ne yapıyorsun ?

Oku:
Davetiye

Ossurgan Böcesi:
Pis kokulu siyah bir böcek.

Ovalambaç:
Kırıklanmış ve ıslatılmış yufkanın peynir ve soğanla karıştırılmış hali.

Öğlenin Ördü:
Günün en sıcak hali.

Önecek:
Özellikle tarlada iş yapılırken kullanılan önlük.

Örelenmek:
Saldırmak

Övelemek:
Ufalamak

Övetlemek:
Acele etmek.

Parsamba:
Güzel kokan bir çiçek.

Pavkırmak:
Haykırmak

Pengillemek:
Korkuyla irkilmek.

Pepe:
Kekeme

Perdigaşı:
Toprak damların kenarlarındaki kayrak taşlar.

Peşkir:
Küçükhavlu

Pınıkmak:
Bıkmak, usanmak, yılmak

Pıyna:
Yaprakları sık ve dikenli olan yanıcı bir maki türü.

Pisempisem:
Ot türü

Polim:
Oyun, tuzak

Pontur:
Pantolon

Poyam / Boscapoyam:
Badem / Acıbadem.

Pür:
Çam yaprağı

Pürçek:
Şaçın alına düşen bölümü

Pürçük:
Taze soğan

Pürümbe:
İnce tülden saçbağı

Sac:
Yuvkanın ve gatmarın pişirildiği yuvarlak metal parçası

Saccaca:
Sadece, tek başına, katıksız.

Sallangaç:
Salıncak

Samıt:
Salak

Sarıbiddi:
Bir kuş türü.

Sayacak:
Odun ateşinde üzerine kazan ya da dığan konulan üç ayaklı demir, saç ayağı.

Senek:
Camdan büyük su kabı

Senit:
Yufka yapılırken üzerinde yufka açılan oval, dört ayaklı tahta.

Seyirtmek:
Yönelmek, gitmek.

Sımkıç:
Beşiklerin altına konulan, bebeklerin kakalarını yaptıkları saksıya benzer pişmiş topraktan kap.

Sındı:
Makas

Sırça:
Cam bilya, topaç.

Sıyırma:
Taze börülce.

Sinnenmek:
Saklanmak

Soğuküzüm:
Bir üzüm türü.

Sorkaşmak:
Bir şeyi taşırken yardımlaşarak birlikte taşımak.

Soyrat:
Fotoğraf, resim, yüz

Söveltmek:
Uzatmak (Ör. Ayağını söveltmek)

Sucugızı:
Suda yürüyen bir su böceği.

Sulum:
Lokma

Susmak:
Dirsek

Sübek:
Beşiklerin altına konulan sımkıca bebeklerin çişlerini akıtan ve geniş ağzı pipiye takılan pipoya benzer tahtadan yapılma alet.

Sümkürük:
Sümük

Sümükcü:
Bir kuş türü.

Sümüklügongaz:
Salyangoz

Şabıla:
Odunsu gövdesi olan bir ot türü.

Şabılagulaklı:
Geniş kulaklılar için söylenir.

Şavk:
Işık

Şıddak:
???

Şırlanya:
Afyon yağı

Şibil:
Gözde oluşan çapak.

Şiggok:
Tam isabet anlamında.

Şipirdek:
Terlik

Şarpo:
Eşarp

Tefek:
Bağın taze filizi.

Teferik:
Bir çiçek

Telfak:
Sapan

Tembel Tenike:
Bilgisiz, cahil, boş kimse.

Terelik:
Bahçe

Teretura:
Tiyatro

Tetir:
Kahverengi

Teyreki:
Tiryaki

Tıylak:
Zayıf

Tıpırdamak:
Kımıldamak

Tırık:
Zayıf

Tıskıdık:
Ufak tefek bişiy

Tomafil:
Otomobil

Topalan:
Yiyeceğin dokunması.

Tosba:
Kaplumbağa

Tosuldamak:
Tıslamak

Tozank:
Pamuk

Tuluk / Tuluk Peyniri:
Tulum / Tulum peyniri

Tulup:
Pamuk

Tulupşeke:
Pamuk şeker.

Tümbek:
Dümbelek, darbuka.

Tümbek Patlatmak:
Oyunda ebeyi yanıltarak oyunu yeniden başlatmak.

Tüngüldemek:
Hoplamak, zıplamak.

Uğra:
Un

Uğunupgalmak:
Acıdan kıvranmak.

Ulfa:
Zambak

Urgancık:
Yabani ot.

Uzunoturmak:
Yatmak

Ümmen:
Ocakbaşı. Sobi oyunundaki ebenin direği

Ümbelemek:
Emeklemek, oyunda ebeyi geçmek.

Ünnemek:
Çağırmak

Ürülgen:
Balon

Vıcırık, Vıdınk:
Yerel küfü

Yağlık:
Mendil

Yakıtmak:
Hayvanı sulamak

Yalıma :
Galiba, herhalde

Yangın :
Aşık

Yansalamak:
Yansılamak

Yaran:
Yaren, arkadaş.

Yekinmek:
Topallamak

Yılık:
Eğri

Yıllaş:
Şaşı

Yoş:
Salak

Yönet:
Düzgün

Zebil:
Sebil

Zıbın:
Bebeklere giydirilen kalın iç giysisi.

Zıngıldamak:
Sallanmak

Zıravıt:
Uzun

Zırlangıç:
Gutmu, Cingendonu, Arapdaşşa, Mekildek, Kafes, Köpekgötü, Kanaryasarısı, Gavunzırlangıcı gibi

Zıyandıkacı:
Zararlı, haşarı çıcuk.

Zıypmak:
Kaymak

Zilzembil:
Beş parasız.

Not:
Bekilli Belediyesi internet sitesinden alınmıştır. (17.03.2015)

(Bu sayfa daha önce 338 defa okunmuştur.)